Hastalık, bazen bedenin haykırdığı ama anlaşılmakta zorlandığı bir durumdur. Yıllardır süregelen sağlık sorunları nedeniyle yaşam mücadelesi veren bireyler, zaman zaman çevrelerinden gelecek destek ve anlayışa ihtiyaç duyarlar. İşte bu yazımızda, 3 yıl boyunca teşhis konulamayan ve 6 belirti ile yaşam mücadelesi veren bir kadının hikayesini paylaşacağız. Bu hikaye, istikrarı, sabrı ve umudu simgeliyor.
37 yaşındaki Ayşe, hayatının belki de en zor dönemini geçirmeye başladığı 2019 yılında, sürekli yorgunluk ve halsizlik hissi ile ilk belirtilerini hissetti. Düşük enerji seviyeleri, sık enfeksiyon geçirme, huzursuzluk, uyku düzensizliği ve kas ağrıları derken, Ayşe’nin hayatı zindana dönüşüyordu. Kendini sürekli bitkin hissetmesi ve iş gücünün yarıya düşmesi, onu doktor kapılarına yönlendirdi. Ancak başlayan bu yolculuk, onun için umutsuz bir bekleyişten öteye geçemedi.
Doktor muayeneleri, kan testleri, röntgenler ve çeşitli tarama işlemleri Ayşe'nin hayatını ele geçirdi fakat 3 yıl boyunca herhangi bir tanı konulamadı. Ayşe, her seferinde kendine “Belki bu sefer” diyerek yeniden umudunu tazeledi. Böylece, teşhis edilemeyen bir hastalıkla mücadele eden pek çok insanın yaşadığı yalnızlığı da hissetmiştir. Belirsizlik, zihin sağlığını etkileyen önemli bir etken oldu. Arkadaşları ve ailesi ile olan destek sohbetleri bile, medikal teşhis eksikliği nedeniyle Ayşe’ye yeterince fayda etmedi.
Birçok muayeneden sonra son olarak bir uzmana yönlendirilen Ayşe, sağlık durumunun detaylı bir şekilde değerlendirilmesini sağladı. Uzmanın önerisi doğrultusunda daha kapsamlı testler ve laboratuvar çalışmaları yapılmaya başlandı. Sonunda, Ayşe'ye Hashimoto hastalığı teşhisi konuldu. Bu, bağışıklık sisteminin tiroid bezini hedef alarak çalışmayı durdurduğu bir hastalık olarak tanımlanabilir. Bu haber, Ayşe için aynı zamanda bir rahatlamaydı; zira sonunda yaşadığı sıkıntıların bir calışması olduğunu öğrenmişti.
Teşhis konulmasının ardından, tedavi süreci hızla başladı. Hekimleri ile birlikte oluşturduğu tedavi planı, hormon seviyelerini normale döndürmeye yönelikti. Gözle görülür değişimlerin yaşanması ise bir süre aldı. Ancak sabrı ve azmi sayesinde, Ayşe bir süre sonra hayat kalitesini artırmaya ve eski enerjisine geri dönmeye başladı. Teşhis konulmamış bir hastalıkla yaşarken edindiği deneyim, ona hayatta kalma mücadelesi konusunda paha biçilmez dersler verdi.
Ayşe’nin hikayesi, sağlık sorunları ile mücadele eden herkes için ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Yaşadığı zorlukları aşarken edindiği bilgi ve deneyimler, hastaların doğru tanı ve tedavi alabilmeleri adına önemli birer rehber niteliğindedir. Aynı zamanda, hastalık hakkında daha fazla farkındalığın yaratılması gerektiğinin altını çizmektedir. Her bireyin yaşadığı belirtilerin ciddiye alınması ve tedavi süreçlerinin hızlandırılması gerektiği bir gerçektir. Bunun için, toplumsal bir bilinç oluşturulması zaruridir.
Sonuç olarak, Ayşe'nin hikayesi, sabrın ve azmin önemini gösterirken, sağlık sisteminin de hastaları nasıl etkileyebileceğine dair bir örnek sunmaktadır. Doğru teşhis süreci bazen uzun sürebilir, ancak bu süreçte kararlılık ve inanç çok önemlidir. Unutmamak gerekir ki, her biri değerli olan bu hayat yolculuklarında, destek ve sevgi en büyük güç kaynağıdır. Ayşe’nin öyküsü, aslında hepimize hitap ediyor ve doğru adımlar atıldığında tüm zorlukların üstesinden gelinmesinin mümkün olduğunu göstermektedir.